İzmir'deyim yine
Baba evınde
Odam, ablam,babam
Hersey yerli yerinde.
Donnerstag, Februar 15, 2007
Dienstag, Februar 06, 2007
DÜGÜNÜMÜZ VARDI...
Fransa'dan gelip kuzenine gece boyunca eslik eden ve yukaridaki fotografi ceken sevgili yegenim Sarah...darisi basina!
BÖREK
Arkadasimla ayri sehirlerde yasadigimizdan senede bir iki defa ancak bulusabiliyoruz. Onlari her ziyaret ettigimizde de bu böregi yapar. Bu sene ben de evde deneyeyim dedim, ortaya iki ayri sekil cikti. Ilk resim benim yaptigim, alt resim arkadasimin yaptigi. Tarife pek sadik kalamadim galiba...
Yapilisi milföy hamuruna benziyor. Yani arada bir tereyagla sivaniyor, fakat onun kadar yumusak olmuyor.
Malzemelerine gelince:
3 su bardagi un
3 yemek kasigi sivi yag
2 yemek kasigi sirke
bir tutam tuz
hepsi iyice karistirilir ve 1 su bardagi ilik su yavas yavas hamura eklenir, hamur devamli yogurulur.
Iyice yogurulan hamur temiz bir mutfak bezine sarilir ve oda sicakliginda yarim saat dinlendirilir.
Daha sonra hamur merdane ile acilir ve tereyag sürülür, tekrar katlanir ve merdane ile hafif acilir. Biraz daha tereyag sürülüp katlanir, strecfolyoya ve mutfak bezine sarilip buzdolabina konulur.
Arkadasim iki gün beklettikten sonra patatesli icini hazirlayip, böregi yapiyor. Ben bir gün bekletip tekrar tereyagli islemi yapip, buzdolabina koydum. Bir gün daha bekletip kiymali ic hazirlayip böregimi yaptim.
Kücük cocuklu misafirlerim vardi, benim büyük cocuklarla beraber cabucak bitiriverdiler. Bu iyi bir alamet midir?
Freitag, Februar 02, 2007
NEGEREK BÖREGI
Önce Tijen sayesinde tanistim bu tarifle, bir ara yaparim dedim. Sonra kabak ye etkinliginde Cilek yapmis, eh ben de artik bir deneyeyim dedim.
Kabaklari rendelerken büyük oglum girdi mutfaga. Kabak hic yemedigi icin hemen sordu" ne yapacaksin kabakla?". "Negerek böregi" dedim. "Anne, ne ugrasiyorsun, ismi üstünde ne gerek bu börege?" dedi. Zaten kabak yemeyen oglumun bu yorumu dogrusu beni pek etkilemedi ve böregimi yaptim. Hepimiz sofraya oturup ta böregimizi yemege baslayinca beni asil sasirtan yorum esimden geldi. Neredeyse otuz senelik evliligimizde ben bunu sevmedim dedigi yemekler bir elin parmagini gecmeyen sevgili esim, "bunu sik yapmazsin herhalde" dedi. Hepimiz sasirdik. (Tabii bu saskinligimizi anlayacak olanlar, ancak esimi taniyanlardir.)
Ailenin ezici cogunlugu ben ve ikizlerim severek yedik negerek böregini, iyi ki paylasmis bizlerle Tijen. Tesekkürler.
Donnerstag, Februar 01, 2007
SIRA BENDE I
Sevgili Tuba bir oyuna katmis beni, esrarengiz bir havam var ona göre, anlatmami istiyor kendimi.
Esrarengiz kelimesi epey güldürdü beni, cünkü nasil biri oldugum, neler yaptigim, nelerle ugrastigim, nerelere gidip geldigim blogumda yeterince acik bana göre. Yine de kisaca deneyecegim kendimi anlatmayi.
Izmir'de dogdum, büyüdüm, okullar bitirdim.
Almanya'ya geldim, coluk cocuga karistim.
Blog isine yegenlerim Estelle ve Sarah yüzünden basladim.
Anne, es,ögretmen, psikolog, asci, dekoratör, bazen doktor, alisveris uzmani, temizlikci, bazen sekreter, camasir ve ütü sorumlusu, icisleri bakani... yani kisaca ev hanimiyim.
Dürüstlügü cok severim, karsimdakinden de hep beklerim, bu nedenle de cogu zaman hayal kirikligina ugrarim.
Cocuklarima cok düskünüm, yasantimi onlara göre uydurmaya calisirim. Esim sayesinde bu huyumu yavas yavas degistirmeye calisiyorum.
Üc oglum ve bir kizim var. Ortanca ogullarim ikiz. En kücük kizim ise cumartesi günü evlendi, yuvasini kurdu. Bu demektir ki hergün dört erkekle basa cikmak zorundayim!
Yasam ne denli güc olursa olsun, mutlaka tatli bir tarafini, olumlu bir yönünü cikarmaya calisirim.
Cok zor dost olurum, fakat dostlugum ömür boyudur.
Gelelim tatanin aciklamasina, Tuba gibi baska merak edenler de vardir. Yukarida da yazdigim gibi blog isine yegenlerim yüzünden basladim, onlar beni hep tata diye cagirdiklarindan, bloga da bu isimle basladim ve kisa sürede herkesin tatasi oldum. Tata, fransizca teyze demekmis... yasim da müsait, neden olmasin?
Esrarengiz kelimesi epey güldürdü beni, cünkü nasil biri oldugum, neler yaptigim, nelerle ugrastigim, nerelere gidip geldigim blogumda yeterince acik bana göre. Yine de kisaca deneyecegim kendimi anlatmayi.
Izmir'de dogdum, büyüdüm, okullar bitirdim.
Almanya'ya geldim, coluk cocuga karistim.
Blog isine yegenlerim Estelle ve Sarah yüzünden basladim.
Anne, es,ögretmen, psikolog, asci, dekoratör, bazen doktor, alisveris uzmani, temizlikci, bazen sekreter, camasir ve ütü sorumlusu, icisleri bakani... yani kisaca ev hanimiyim.
Dürüstlügü cok severim, karsimdakinden de hep beklerim, bu nedenle de cogu zaman hayal kirikligina ugrarim.
Cocuklarima cok düskünüm, yasantimi onlara göre uydurmaya calisirim. Esim sayesinde bu huyumu yavas yavas degistirmeye calisiyorum.
Üc oglum ve bir kizim var. Ortanca ogullarim ikiz. En kücük kizim ise cumartesi günü evlendi, yuvasini kurdu. Bu demektir ki hergün dört erkekle basa cikmak zorundayim!
Yasam ne denli güc olursa olsun, mutlaka tatli bir tarafini, olumlu bir yönünü cikarmaya calisirim.
Cok zor dost olurum, fakat dostlugum ömür boyudur.
Gelelim tatanin aciklamasina, Tuba gibi baska merak edenler de vardir. Yukarida da yazdigim gibi blog isine yegenlerim yüzünden basladim, onlar beni hep tata diye cagirdiklarindan, bloga da bu isimle basladim ve kisa sürede herkesin tatasi oldum. Tata, fransizca teyze demekmis... yasim da müsait, neden olmasin?
Abonnieren
Posts (Atom)