



Izmir'e gider gitmez "Komsuda Piser" blogundan tanidigimiz Papatya ile bulustuk. Aynen yazilarindan tanidigimiz gibi icten, sevgi dolu, dünya tatlisi bir insan. Kizi Maya da öyle tatli, cici bir kücük hanim! Daha sonra kendi telaslarimiza daldik, bir daha görüsemedik, bu yolla da olsa tekrar en iyi dileklerimi gönderiyorum. Hersey gönlünce olsun Papatya'cigim!
Bir aksam arkadasima giderken de gözüme tanidik bir magaza ismi ilisti. Basimi uzattim, evet dogruydu. "Alevin Dünyasi" blogundan Alev karsimdaydi. Uzun uzun konusma firsatimiz olmadi, fakat oturdugumuz evlerin cok yakin oldugunu kesfettik. Dönmeden de bir kez pazarda gördüm kendisini, cok güzel bir insan. Yazmaya devam Alev, bekliyorum!
Kizim gelince Gülten teyzesi hemen bizi yemege davet etti, hem büyükanne, dedelerin, hem bizlerin, hem cocuklarin cok güzel vakit gecirdigi, üc neslin bir arada hos sohbet ettigi harika bir gece oldu, tesekkürler Gülten'cigim!
Kizimin serefine bir öglen yemegi de Sem teyzesinden geldi. Öglen bulustuk, bizi manzarasi güzel bir yerde yemege davet eden Sem'in pesine takildik. Gümrükte deniz kenarinda yüksek bir bina. Güvenlik kontrolünden gectik, Sem'den "buraya herkes giremez" aciklamasini aldik, asansöre bindik."Manzara cok güzel, fakat eminim sekizinci kat degil" dedi, kizim da yedinci katin dügmesine basti. Yedinci katta indik, isyeri ile karsilastik. "Burasi degil, bir alt kata inelim" dedi Sem. Altinci katta basini uzatti, "hayret burasi da degil" dedi. Besinci katta, kendimizden emin indik, karsimizda baska bir isyeri. Yorum Sem'den hemen geldi, "dördüncü kat olamaz, cünkü manzara güzeldi, fakat sekizinci kat degildi, biliyorum." Tekrar asansöre bindik, kizim hemen sekizinci katin dügmesine basti ve güzel manzarali lokanta karsimizdaydi. Sem'in "Allah Allah nasil olur" söylenmelerine aldirmayip, güzel bir yer bulup oturduk. Tam Izmir usulü, bol otlu ve zeytinyagli sebzelerin yer aldigi bir yer vardi, oranin resmini cekecegime Sem'in tabagini cektim. O da herhalde bu kadar maceradan sonra acikmis olacak ki tabagini tepeleme doldurmus, ne hindibag belli, ne turp otu!
Sicak yemek olarak fistikli pilav, soslu tavuk ve kizarmis patates vardi. Sonra da tatli!
Yemekten sonra asansörle, bu kez baska katlara ugramadan asagiya indik. Tüm güvenlik görevlilerinin yüzünde bir siritma ve masa basinda oturanin aciklamasi" Abla, ben arkanizdan bagirdim, sekizinci kat diye". Önlerinde her kati gösteren birer monitör, bizim katlar arasi macerayi izleyip, epey eglenmisler anlasilan. "Iyi iste sayemizde güldünüz" deyip piskinlige vurduk isi.
"Kahvemizi pasaportta, deniz kiyisinda icelim" dedi, Sem. Oturduk, kahvelerimizi ismarladik, sohbet ediyor, güzel havanin, denizin tadini cikariyoruz. Sem'de fikirler tükenmez. Kemani ile dolasan adama "bize bir seyler cal" dedi. Adam bir seyler degil, sadece bir sarki caliyor, onun da sadece girisini söylüyor, hepsi bu. Neticede sarkiyi kendimiz söyledik, adama cay ismarladik, para verdik ve harikulade bir öglen yemegini böyle gecirdik!
Tesekkürler sevgili arkadasim, tekarar görüsüne dek hosca kal, hep böyle kal!!